18.9.11

İce latte nasıl yapılır?

French press coffee





1) french pressinizi kuru ve kaygan olmayan bir yüzeye yerleştirdikten sonra filtresini çıkarın.

2) bir kahve bardağı için(125 cl.),bir yemek kaşığı ile (7gr.) çekilmiş kahveyi makineye boşaltın. not: eğer küçük makina kullaniyorsanız yaklaşık 3 kaşık kahve lazım. bir litre modelini kullaniyorsanız yaklaşık 6 kaşık kahve lazım!

dikkat: sadece french press için öğütülmüş kahve kullanın.filtre için çekilmiş kahve makinenize ve kahvenin lezzetine zarar verebilir.

3) bir kettle ya da çaydanlıkta kaynattığınız içme suyunu baloncuklar kaybolana kadar bekletin (kaynar su kahve ile çok çabuk reaksiyona girdiği için kahve acılaşabilir) ve plastik veya ahşap bir kaşıkla karıştırın.

dikkat: metal kaşıklar makinenizin camında çizilme ve kırılmaya sebep olabilir.

4) filtreyi suyun yüzeyinde kalacak şekilde yerleştirin ve kahvenizin demlenmesi için 4 dakika bekleyin.

5) filtreyi yavaşça bastırıp kahvenin makinenin dibine çökmesini dolayısı ile kahvenin su ile karışımının durmasını sağlayın.

6) kahveniz servise hazır.

7) makinenizi her kullanımdan sonra temizleyin.filtre bölümünü söküp tek tek temizleyebilirsiniz.



Alıntı: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=1931470

12.3.11

Espresso macchiato


Espresso macchiato italyancada lekeli manasına gelen macchiato adından gelmektedir. Espresso üzerine süt köpiüğü dökülerek hazırlanmaktadır.

Macchiato denildiginde akla ilk espresso macchiato gelir. hazırlanması oldukça kolaydır 1 shot espresso üzerine süt kopugunden ibarettir. Doğru ölçülerde espresso macchiato hazırlandığında içeceğin hacminde büyük bir fark oluşmaz. 30ml civarında single shot espresso'nun süt köpüğü eklendikten sonraki hali maksimum 45ml olmalıdır.

28.12.10

Kahvenin Yararları



Kahve, ağrı kesicilerin etkisini %40 oranında artırıyor. Özellikle migrene karşı, diğer ilaçlarla birlikte kafein de reçeteye ekleniyor.

Şeker hastalığının erken uyarı sinyali olarak kabul ediliyor. Şeker komasının eşiğine gelmiş hastalar, bir-iki fincan kahve içtikten sonra titreme ve terleme belirtileri görünce alarma geçiyor.

Kahveyle göğüs kanseri arasındaki ilişki en çok araştırılan alanlardan birini oluşturuyor. 1980'lerde son derece olumsuz raporlar yayındı, ancak 1988'de araştırmacılar, kahveden korkmaya gerek olmadığına karar verdiler. Hatta araştırma raporlarından birinde kahvenin kötü huylu tümörleri küçülttüğü bile belirtildi (ancak günde beş koca fincan içmek kaydıyla). Bugün ise korkular halen geçerli, çünkü bazı bilim adamlarına göre kahve iyi huylu tümörlerin büyümesine yol açıyor.

1981 yılındaki bir araştırmaya göre kahve, pankreas kanserinin en önemli nedenlerinden biriydi. Ancak zaman içinde bu görüş tersine döndü. Yeni araştırmalar, kahvenin pankreasta kanseri önleyici etkisi olduğunu ve hatta bağırsaklarda da tümör oluşumunu önlediğini gösteriyor.

Kahvenin kalsiyum kaybına yol açıp açmadığı (özellikle kadınlar için tehlikeli), dolayısıyla kemik erimesi ve kırık riskini artırıp artırmadığı araştırılıyor. Genç kadınlar için günde bir fincan kahvenin zararı yok, ancak yaşlı kadınlar için aynı durum söz konusu olmayabilir.

Günde üç fincan kahve, astım tehlikesini azaltıyor ve göğüs hırıltılarını azaltıyor.

Sabah kahvesinden sonra çarpıntınız olabilir, ancak bu geçici ve tehlikesiz bir durum. Bu yılki son araştırmaya göre kahve tiryakilerinde sürekli bir tansiyon artışı tespit edildi, ancak geçen yılki başka bir araştırma bunun tersini söylüyor. Sonuç: her iki durumda da kahvenin marjinal etkisi var.

Kahve sizi daha uyanık ve dikkatli tutabilir, ancak bazı araştırmalar kahvenin bilgileri algılama gücünü azalttığını gösteriyor. Olumlu etkiler bin fincandan sonra ortaya çıkıyor (sigara içenlerde biraz daha güçlü, çünkü kafein sigara içenlerde metabolizmaya daha çabuk karışıyor).

Kahvenin uyku kaçırdığını herkes biliyor, ancak bu etki zannettiğinizden daha uzun sürüyor. REM uykusu sırasında rahatsızlık yaratıyor.

Eski araştırmalar, kahve içenlerde kolesterol düzeyinin daha yüksek olduğunu gösteriyordu. Ancak 1970'lerden sonra kahve ile kolesterol arasındaki bağ ortadan kaldırıldı. Ancak kalbi kahveden korumak için filtre kahve içmek gerekiyor. Filtre, kolesterole yol açan kimyasallara geçit vermiyor.

Bir araştırmaya göre aşırı alkol tüketenler, günde dört veya daha fazla fincan kahve içtiği takdirde siroz ihtimali %80 oranında azalıyor.

Bir araştırmaya göre günde üç fincandan fazla kahve içen kadınların doğurganlık oranı %27 azalıyor. Aşırı miktarda kahve tüketiminin düşüklere ve bebeğin kilo kaybına yol açtığı da öne sürülüyor.

Kahve, bağırsakları harekete geçiriyor. Bu da midenin besinler sindirilmeden boşalması anlamına geliyor, ancak sağlık açından bir felaket olarak görülmüyor. Kahve, gastrik asit salgılanmasına yol açıyor, ancak süt ve biranın yarısı kadar bir düzeyde.

Yeni bilgilere göre kahvenin depresyona karşı etkisi var. Bazı durumlarda intiharı önleyecek kadar güçlü bir etki. Günde iki-üç fincan kahve çok yararlı.

Kahve Meyvesi ve Çekirdeği



Kahve çiçeği beyaz renktedir ve yasemin gibi kokar. Kahve meyvesi; büyüklüğü, şekli ve rengindeki benzerlikler nedeniyle "kahve kirazı" olarak da adlandırılmaktadır. İçinde ince iki çekirdek bulunur. Çekirdeklerin birbirine bakan tarafı düz, dış tarafı yuvarlaktır. Her çekirdeğin içinde aynı biçimde bir tohum (kahve tanesi) vardır. Tanenin düz yüzeyinde, içi sert bir besidokusu ile dolu olan, derin bir çizgi yer alır, Besidokusunun dış tabakası ince bir zarla kaplıdır. Zarın dışında ise daha sert bir kabuk vardır. Eğer kahve çekirdeği daha sonra tohum olarak kullanılacaksa çekirdek kabuktan ayrılmaz.

Bazı kahve ağaçlarının meyvesinden iki yerine bir tane çekirdek çıkar. Bu çekirdek (peaberry), diğerlerine göre çok daha yuvarlak bir şekle sahiptir. Tek olarak çıkan çekirdekler, diğerlerinden ayrılarak üretim sürecinden geçirilir. Genellikle fiyatları da normal kahveye göre çok daha pahalıdır.

Kahve meyvelerinin çok düzenli kontrol edilmeleri gerekir, çünkü olgunlaştıktan sonra 14 gün içinde çürümeye başlarlar.

Kahve Ağacı


Kahve ağacı çiçekleri beyaz ve hoş kokulu , kirazı andıran kırmızı meyvasının içinde iki çekirdek bulunan bir ağaçtır. Dikildikten yaklaşık 3 yıl sonra meyve vermeye başlayan ve 30-40 yıl boyunca aralıksız meyve veren bir ağaç türüdür. Doğal haline bırakıldığında 8-10 metreye kadar uzayan ağaç, meyvelerin kolay toplanabilmesi için sürekli budanarak 4-5 metre uzunluğunda bir çalı boyutunda tutulur. Kahvenin defne yaprağına benzer derimsi ve kenarları dalgalı kışın dökülmeyen koyu, parlak ve sivri uçlu yaprakları vardır. Bol yağış alan, ortalama sıcaklığın 18-24° C arasında bulunduğu ve don olayının görülmediği, ekvatorun 25 Kuzey'i - 30 Güney'i arasındaki kuşakta yetişir. Soğukta ağaç ölür, ayrıca ani ısı değişiklikleri de ağaca zarar verir. Nemli ortamı sevdiğinden, kahve ağacının düzenli yağışın olduğu tropik bölgelerde yetiştirilmesi gerekir. Doğada pek çok yetişen türü olmasına rağmen yalnızca coffea arabica ve coffea robusta adındaki türlerin tarımı yapılmaktadır.

20.5.08

Geleneksel Türk Kahvesi Araçları

Kahveler kavurulurken özel tavalar kullanılırdı. Bu tavalar uzun saplı olup kavuran kişinin güvenliği sağlanırdı. Bu tavalarda kimi zaman zincire bağlı olarak kaşık bulunurdu. Bu kaşık ile kahve çekirdeklerinin her tarafının eşit kavrulması sağlanırdı.




Kavrulan kahve özel el değirmenine alınarak taze şekilde öğütülürdü. Bu değirmenlerin bazılarında ayarları bulur bu ayarlar sayesinde kahvenin kalitesi ve inceliği ayarlanırdı.



Kahve eskiden evlerin salonunda bulunan özel mangallarda köz üzerinde ağır ağır pişirilerek hazırlanırdı. Bu mangallarda pişen kahvenin tadı bir harika olurdu. Ağır ateşde pişen kahvenin köpükleri çok güzel olurdu.



Tabi Mangallarda pişirmek için kullanılan cezvede özel olurdu. O dönemdeki kahvelerde olmazsa olmaz kriter bakır cezvelerdi. Bakırda pişen kahvenin lezzeti çok güzel olurdu. Ve bakır cezve Türk kahvesi için çok önemliydi.



Kahvenin sunumuda en azından kahvenin pişirilmesi kadar önemlidir. Bunun içindirki kahve fincanları mutfakların en önemli aksesuarlarından biridir. Eskidende kahve fincanları çok önemliydi. Bunun için bakır üzerine altın kaplama tombaklar en gözde fincanlardı.

Kurukahveci Mehmet Efendi



19. Yüzyılın sonlarına kadar kahve çiğ şekilde satılıyordu. İnsanlar bu çiğ kahveleri evlerindeki tavalarda kuruttukdan sonra kahve değirmenlerinde çekerek tüketiyordu.
1857'de İstanbul Fatihde dünyaya gelen Mehmet efendi babasının dükkanında çalışmaya başlamasıyla çiğ kahveyi dibeklerde öğütüp kuru şekilde hazır satmaya başladı. Taze öğütülmüş kahve kokusuyla çevresine çok hoş bir koku yaymaya başladı. Özellikle o dönemde bu şekilde bir yenilik getirip müşterilere sağladığı kolaylık ve hazırladığı kaliteli kahvelerle çok ünlü olan Mehmet Efendi ' Kuru Kahveci Mehmet Efendi ' olarak anılmaya başladı.
Mehmet Efendinin vefatından sonra işleri Hasan Selahattin, Hulusi, Ahmet Rıza Beyler baba mesleğini sürdürdüler. 1934 yılında aile kurukahveci soyadını alara markalaşmaya önem verdiler.Tahmis sokakdaki ufak dükkanın yerine büyük bir bina inşa ettirip seri üretime başladılar.Parşömenli kağıtlarla paketlere alınan kahve yurt genelinde bir çok bakkalda da satılmaya başlandı.1934 yılında dönemin ünlü grafikeri İhap Hulusi Beye firmaya ait ilk amblemi çizdirdiler. Bu amblem bu günde kullanılmaktadır. Sonraki yıllarda takvim. reklam pazarlama stratejileri sayesinde Tahmis soakakda başlayan macera tüm dünyaya açılarak bir marka oluştu.

Kahve Falı


Kahve telvelerine bakarak yorumlamak çok uzun zamandan beri hatta kahvenin doğuşundan beri süren bir gelenektir. Bu yorumlar kahve keyfinin ve kahve sohbetinin ayrılmaz bir parçası olmuştur uzun yıllar.
17. yüzyılın sonlarında Türklerin Avrupalılara öğrettiği bu gelenekle birlikde tüm dünyada moda olmuştur.
Kahveyi içen kişi kahvesini bitirdikden sonra fincanı tabağa ters şekilde kapattıkdan sonra 'neyse halim, çıksın Falım' der. Fala bakacak kişi fincan soğudukdan sonra fincanın içindeki ve tabakdaki şekillere bakarak kahveyi içenin hayatı, yaşantısı, geleceği ile ilgili yorumlar yaparak kahve sohbetini keyifli bir hale dönüştürür.
Bir çok kişi tarafından inanılmamakla beraber hoş vakit geçirmek amacıyla uygulanır. Hatta çoğu kişi 'Fala inanma, Falsız kalma' der.

12.3.08

Kahve Yararlımı Zararlı mı?

Espresso tutkunu İtalyanlar, uzun zamandır zararlarından bahsettikleri kahve hakkında ülkenin en iyi diyet uzmanının övgü dolu açıklamasını, büyük bir rahatlamayla karşıladı.

Birçok İtalyan için yeni güne bir fincan espresso ile başlamanın yerini hiç birşey tutamaz. Ama bu favori alışkanlıkları, yakın zamanda hiç de el üstünde tutulmuyordu. Örneğin geçenlerde İngiltere Başbakanı Tony Blair'in geçirdiği rahatsızlık ardından doktorları, kendisine 'kahveyi azaltmasını' tembihlemişti.

Şimdilerde kahvenin bahtı yeniden açılıyor. İtalya'nın en tanınmış diyet uzmanlarından Kiara Trombetti, 'Sabah kahvenizin tadını kaygısızca çıkarmanız için yeterli bilimsel veri var, kimse korkmasın' diyor. İtalyan uzmana göre, Amerikan usulü filtre kahveden ziyade, koyu kahveyi tercih etmenin sağlık açısından olumlu yanları bulunuyor. Doktor Trombetti'ye göre kahve, kalbe ve damarlara iyi gelen tanen ve anti-oksidanlar içeriyor.

Bunun yanısıra, başağrılarını geçirmede iyi bir yöntem ve karaciğere de faydası var; sirozun engellemesine yardımcı oluyor. Üstelik, astım hastalarına da tavsiye ediliyor. Doktor Trombetti, kafeinin astım nöbetlerine iyi geldiğini ve kan dolaşımını güçlendirdiğini söylüyor.

Ancak, herşeyin fazlası gibi kahvenin de zararları yok değil. İtalyan doktor, fazla içilen kahvenin sinir sistemine olumsuz etkilerine, kalp çarpıntısı ve ellerde titremeye yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Hamile kadınlara, kalp ve mide ülseri hastalarına sıklıkla, kahveden uzak durmalarını tavsiye etmek yerinde bir karar. Doktor Trombetti, hiçkimsenin günde 3 ila 4 fincanı aşmamasını istiyor. Bununla birlikte, İtalyan anne babalara, 'Çocuklar için güne başlamanın en güzel yolu, bir fincan sütlü kahveden geçer' çağrısını yapıyor.

16.2.08

Atatürk Kahve İçerken

Kahve ve Kremanın Muhteşem Birleşimi

Kral Usulü Kahve (Kaiser Melange)

Malzemeler:

> 1 yumurta sarısı (çiğ)
> 1 çay kaşığı bal
> 1 fincan sıcak moka
> 1 cl. kanyak
> 2 büyük kaşık krema

Hazırlanışı:

+ Yumurta sarısı ve bal iyice çırpılır.
+ Kanyak ve taze krema ilave edilerek karıştırılır.
+ Karışım kahve fincanına boşaltılır ve üzeri sıcak moka ile doldurulur.

Meksika Kahvesi

Malzemeler:

> 3-4 fincan moka
> 3 cl. Kahlua (kahve likörü)
> 1/2 çay kaşığı toz tarçın
> 2 kaşık krem şanti
> Bir tutam toz kakao

Hazırlanışı:

+ Sıcak bir fincana likör, tarçın ve moka konur.
+ Kahvenin üzeri krem şanti ile kaplanır.
+ Kako ile garnitürlenerek servis edilir.

Cappucino Kahve



Malzemeler:


> 1 fincan espresso veya moka

> 1 fincan süt

> 1 büyük kaşık krem şanti

> rendelenmiş çikolata veya toz kakao


Hazırlanışı:


+ Espresso veya moka bir filtre kahve fincanına konur.

+ Süt espresso makinesinde buharla köpürdeterek ısıtılır ve kahveye ilave edilir.

+ Üzeine krem şanti ilave edilir.

+ Rendelenmiş çikolata veya toz kakao ile garnitürlenerek servis edilir.

İrlanda Kahvesi ( Irish Coffee )

Malzemeler:

> 4 cl. Irish whisky
> 1 fincan filtre kahve
> 1 kahve kaşığı esmer şeker
> 2 büyük kaşık taze krema

Hazırlanışı:

+ Ateşe dayanıklı özel bardağa şeker ve whisky konur.
+ Bardak ispirto ocağına konularak devamlı çevirilip içindeki şeker eritilir.
+ Sıcak kahve ilave edilerek ateşten alınır.
+ Hafif çırpılmış krema, kahveye karıştırılmadan kaşık sırtından bardağa konularak servis edilir.

İtalyan Usulü Soğuk Kahve

Malzemeler
>1 fincan soğutulmuş şekersiz kahve
>1 top vanilyalı dondurma
>1 çorba kaşığı krem şanti
>1/2 çay kaşığı kakao
>1/2 çay kaşığı doğranmış şam fıstığı

Hazırlanışı
+Kahveyi uzun bir bardağa koyun.
+Dondurmayı bardağa koyun.
+Onun üzerine krem şanti sıkın.
+Kakao ve şam fıstığı ile garnitürledikten sonra hemen servis yapın.

İngiliz Usulü Kahve

>2 fincan şekersiz pişmiş kahve
>1 dolu çay kaşığı şeker
>1 çorba kaşığı vanilyalı dondurma
>1 çorba kaşığı kakao
>1/2 bardak soğuk süt

Hazırlanışı
+Kahveyi şeker ve kakao ile karıştırın.
+Buzdolabında soğumaya bırakın.
+Vanilyalı dondurma ve sütü ilave edip bir bardakda pipetle beraber servis ediniz.

9.2.08

Şeytan Kahvesi ( Cafe Diable )

Lüks restoranlarda kaynak, kahve likörü, ve filtre kahve ile hazırlanan bir kahvedir.

> 4 cl. Kaynk
> 4 cl. Kahve likörü
> 2 Fincan filtre kahve
> 2 Kahve kaşığı toz şeker
> 1 Portakalın helezon olarak kesilmiş kabuğu. Kabuk üzerine 2-3 cm. aralıklarla kahve sokulur.
> 1 Parça limon kabuğu
> 2 Parça çubuk tarçın

+ Kahve tavası ateşe oturtularak kaynak ve kahve likörü içine konur.
+ Toz şeker, çubuk tarçın, limon kabuğu, portakal kabuğu tavaya konarak ısıtılır.
+ Portakal kabuğu çatalla yukarı kaldırılır.
+ Kepçe ile tavadan alınan likör-kaynak karışımı alevlendirilerek kabuk üzerine yavaş yavaş dökülür.
+ Alevler sönünce portakal kabuğu tekrar tavaya konur. Üzerine filtre kahve ilave edilip ısıtılır.
+ Kepçeyle Tavadan alınıp süzülerek fincanlara konur.

Viyana Usulü Dondurmalı Kahve

> 2-3 top vanilyalı dondurma
> Soğuk filtre kahve
> Krem şanti
> Toz kahve
> Konik bardak
> Pipet

+ Kendine has konik bir bardağa iki veya üç top vanilya dondurması konur.
+ Ağzına kadar soğuk filtre kahve ile doldurulur
+ Bardağın üzerini örtecek kadar krem şantı sıkılır.
+ Üzerine kahve serpilere garnitürlenir ve pipet konarak servis edilir.

Türk Kahvesinin Hazırlanması



Tiryakilere yakışır bir kahve ağır ateşte 15-20 dakika pişirilmeli, cezve sık sık ateşe sürülüp geri çekilmelidir. Nasıl pişirilirse pişirilsin köpüksüz bir Türk kahvesi düşünülemez. Eski Tüerk kahvesi ise genellikle şekersiz olurdu. Bunun yerine kahve öncesinde veya sonrasında tatlı bir şey yemek ve içmek geleneği vardı. Tatlı olarak şerbet gibi içecekler alındığı gibi reçel, şekerleme veya lokum da yenirdi.


0> Yapılacak kahve miktarına uygun cezve seçilmelidir.

0> İstenilen doğrultuda kahvenin şeker mistarı belirlenmelidir.

0> Cezveye kaç fincan yapılacaksa o kadar fincan su, şekerli olacaksa şeker konur.

0> Kısık ateşe cezve konur.

0> İlk kaynamasından sonra gerekirse ateşten indirilerek kahve çökene kadar beklenir.

0> Kahve çöktikten sonra bir tatlı kaşığı ile karıştırılır.

0> Tekrar kısık ateşe konur.

0> İkinci kaynamadan sonra ateşden alınır.

0> Önceden ısıtılmış fincanlara köpük, çay kaşığı ile cezvedev alınarak paylaştırılır.

0> Cezve tekrar ocağa konarak bir kere daha kaynatılır.

0> Kaynadıktan sonra kalan kahve fincanlara paylaştırılır.

0> Bir kişilik hazırlanıyorsa tekrar tekrar kaynatmaya gerek yoktur.

Türk Kahvesi



Geleneksel Türk kahvesi hazırlanışı, pişirilmesi, sunulması, araç ve gereçleriyle ayrı bir kültürdür.
Türk kahvesinin çekirdek durumundan pişirilme ve sunulmasına kadar kullanılan araç ve gereçleri gerçek bir müze oluşturacak zenginliktedir. Bakır ve prinçten yapılan su ibriği, cezve fincan zarları ve pişmiş kahveyi taşımak için kullanılan kahve askılarının karakteristik özellikleri vardır.Bunlar bazen gümüş ve altından da olabilir.Fincanlar tamamen Türk zevkine uygun biçim ve motiflerde gerek ülke içindeki İznik ve Kütahyaatölyelerinde; gerekse Avrupa'nın ünlü porselen merkezlerinde imal edilirken daha sonra bu takımlar Avrupa ülkeleri tarafından kendi piyasaları için imal edilmiş ve "ala turque" diye isiölendirilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğunun etkisindeki Yunanistan, Makedeonya, Yugoslavya gibi yerler ve Türkiye'de kadınlar tarafından Türk kahvesi genellikle şekerli olarak alınırdı. Bu bakımdan sade, yandan çarklı, orta vb gibi isimlerle kırkı aşkın kahve pişirme şekli bulunmaktadır. Şayet kahvenin değişik ve güzel bir koku taşıması isteniyorsa Fincanların dibineyerleştirilen bir muhafaza içine kokulu maddeden bir parça konurdu. En çok yasemin, amber, karanfil ve kakule kullanılırdı.
Soğutma kabı, muhafaza kutusugibi bazı gereçler ise ağaçtan yapılmakta ve oymalarla dekore edilmekteydi. Bursa ve İstanbul'da yapılan nakışlkı, yazılı ve ahşap aplikasyonlu kahve değirmenleride ünlüdür.

Kafeinsiz Kahve

Kahveyi çok sevenler, kahveden vazgeçemeyenler, fakat kafeini kullanmak istemeyenler için üretilmiş kahve çeşitidir. Kafein ya yoktur, ya da en az düzeye indirgenmiştir. Su ile içeriğindeki kafein oranı azaltılmıştır. En fazla kafein oranı %0.5'tir.
Her kahve çeşidi için üretilmiş kafeinsiz kahve vardır. Servisi açıından hiçbir fark yoktur.

Instant Kahve



Kahvenin çeşitli işlemlerden sonra suda eriyen grenül haline getirilmiş şeklidir.

Hazırlanması ve servisi çok kolay bir kahve çeşididir. Suyu kaynattıktan sonra, birkaç saniye beklenir. Fincana kahve ve üzerine sıcak su konulupservis edilir. Yanında sıcak süt, kahve kreması veya krema tozu verilir.

Misafir arzu ederse, şeker ve sütünü kendisi koyar.

Bir porsiyon için 1 tatlı kaşığı granül kahve kullanılır.

8.2.08

Türk Kahvesi Ve Mocca Moka Arasındaki Fark

-- Türk kahvesi telveli, moka telvesiz kahvedir.

-- Fincanlarının büyüklüğü farklıdır.

--Servisindeki fark ise, mokanın yanında bir de küçük kaşık verilmesidir.Bunun nedeni, Türk kahvesi hazırlarken, şekerli istenirse pişirme sırasında içine konmasıdır.Mokada ise misafir istediği kadar şekeri kendisi koyar.

Mocca Moka Kahve

Sert bir kahve çeşidi olan moka adı, Arabistan'ın kahve üretilen Moka şehrinden gelmektedir.
Bir lire suya 80-90 gr kahve hesabıyla, kahve makinesinde hazırlanır. Espresso kahveye göre, hem basınç düşük hem de uzun sürede hazırlandığı için sert olur.
Normal kahve fincanının yarısı büyüklüğündeki moka fincanı ile servis edilir.

Espresso' nun Hikayesi

1901 yılında Luigi Bezzera kendi icadı olan bir kahve makinasına patent almak üzere başvuruda bulunur. Makinanın calışma mekanizmasına göre kaynamış su ve buhar basınçla beraber öğütülmüş kahveden geçirilerek kahve fincanına dolmaktadır. Luigi ilk defa yüksek basınç ve yüksek sıcaklıkta suyu bir araya getirerek kahve yapmayı planlamaktadır.

1903 yılında Bezzera’nın patenti Desiderio Pavoni isimli girişimci tarafından satın alınır.

1905 yılında Pavoni’nin şirketi patentli kahve makinelerini üretip, Avrupa genelinde pazarlamaya başlar.

1927 yılında Amerika’da kullanılan ilk espresso makinası “La Pavoni” New York’un ünlü Greenwich Village bölgesindeki Café Regio tarafindan kullanılmaya başlar. Bu espresso makinası, Café Regio’nun McDougal Street’deki vitrininde bugün bile sergilenmeye devam ediliyor.

1938 yılında Cremonesi’nin geliştirdigi yeni bir teknolojiyle sıcak (ama kaynar olmayan) su, hava basıncıyla calışan bir pompa aracılığıyla kahveden geçirilerek espresso yapılır ama İkinci Dünya savaşı teknolojinin geliştirilmesine engel olur.

1946 yılında Gaggia ilk basınçlı pompa ve kaynamamış yüksek sıcaklıkta su kullanan espresso makinalarını imal etmeye başlar. Bu makinaların hazırladığı kahve üzerindeki kopük veya diğer adıyla kremasıyla bugun içtiğimiz espresso’dur.

Espresso Nasıl Olmalıdır ?

İyi bir espresso yapmak için, taze öğütülmüş kahve çekirdekleri, su, kesme şeker ve özel makineye ihtiyacınız vardır.

Bu makineler suyu kaynatarak meydana gelen sıcak buharın öğütülmüş kahve çekirdeklerinden geçmesini sağlar.

İyi bir espressonun en önemli kısmı üzerindeki köpüktür. Bu köpüğe İtalyanca'da crema (krema) adı verilir. İyi bir crema, hem kullanılan kahveninkalitesine, hemde kahveyi yapan kişinin maharetine bağlıdır.

Mükembel bi espressonunköpüğü kalındır ve rengi açık kahverengidir. Buna "kaplan derisi" adı verilir.

Bu rengi elde etmek için basınçlı suyun çekilmiş kahvenin içinden 30 saniye süreyle geçmesi gerekir. Bundan uzun sürerse renk koyulaşmaya ve lezzet bozulmaya başlar.

Bir diğer faktör se köpüğün dayanıklığı testidir. Bir küçük kaşık şekeri kahvenize koyduğunuzda bu şekerin köpüğün üzerinde iki saniye batmadan durması gerekir. :)

ESPRESSO



Espresso çok sert, İtalyan bir kahvedir. İtalya'dan diğre Avrupa Ülkelerine ve bütün dünyaya yayılmış bir kahvedir. Kendi adıyla anılan makinesinde hazırlanır ve küçük espresso fincanında servis edilir.


Bir fincan espresso kahve için 6.5 gr Kahve kullanılır. Bu kahveden geçirilmesi gereken su miktarı üç çorba kaşığıdır. Su, Kahvenin içinden çok kısa sürede geçtiği için, çekirdekteki kafeinin ancak yarısını alır. Daha fazla sıvı koyarsanız çekirdeklerin içindeki odunsu tatlarve diğer değişik lezzetler suya geçerek tadının bozulmasına neden olur.

Kahve Hazırlamakta Kullanılan Metodlar

1= Türk metoduda denilen bu yöntemde kavrulup çekilmiş olan kahve, kaynar su içinde bekletilerek kahve çekirdeğindeki aromaların ve rengin suya geçmesi sağlanırve ardından, genellikde içine şeker atarak içilir.

2= Bir diğre yöntem de "infüzyon" yöntemi; kaynayan yada kaynamaya yakın bir suyu bekletmek ve ardından süzgeçten veya filtreden geçirerek içilmesidir.

3= Üçüncü yöntem ise "perkolasyon" yöntemi; kaynayan ya da kaynamaya yakın bir suyu buhar basıncı ile çekilmiş kahvenin içinden geçirmeye yarayan bir yöntemdir.

Günümüzde teklonojinin gelişimi ile bu yöntemleri uygulayan makineler kullanılmaktadır.

Faydalı Bilgiler




#Kahveyi hazırlarken daima temiz içme suyu kullanılmalıdır.


#Yüksek kaliteli, taze kavrulmuş ve taze olarak öğütülüp paketlenmiş kahve tercih edilmelidir.


#Kahve daima ağzı kapalı olarak saklanmalıdır. Kendine ait bir saklama kabı yoksa bir cam kavanoza boşaltılabilir. Bu saklama kabı daima temiz tutulmalı içindeki kahve bitmeden yani kahve koyulmamalıdır.


#Saklama kabının içine rutubetli ve ıslak kaşık sokulmamalıdır.


#Saklama kabının temizlik aşamasında kokulu sabun ve deterjan benzeri temizlik maddeleri kullanılmamalıdır.


#Fincanların yıkanmasında da mümkün olduğunca az sabun kullanılıp bol su ile durulanmalıdır.

Kahvenin Saklama Koşulları

Kahve derin dondurucuya ya da buz dolabına konmamalıdır. Çünkü kahve, yaşayan bir organizmadır ve yoğun ısı değişikliklerinde farklı kimyasallarla iletişim içerisine girerek aroma ve lezzetinde değişim meydana gelebilir.
Kahve çekirdekleri öğütüldükten sonra tazeliklerini uzun süre koruyamadıkları için kahve çekkirdekleri jahve hazırlanmadan hemen önce öğütülmelidir.
Kahve paketinin açıldıktan sonraki ömrü 24 saattir. Çekirdrk kahvenin ömrü ise iki haftadır. Kahveler mümkünse, çekilmemiş olarak depolanmalıdır. Çekilmiş olarak alınan kahveler ise en kısa zamanda tüketilmelidir.

Kahve Türleri



Kahveleri çoğrafi kökenlerine göre dört ana kategoride gruplandırılabilir :


=> Afrika : Etiyopya-Habeşistan, Kenya
=> Orta Amerika : Kostarika. Guatemala
=> Güney Amerika : Brezilya, Kolombiya
=> Hawaii kahveleri
=> Güney Asya : Sumatra-Endonezya, Java-Endonezya
=>Karayip : Jamaika


Kahve üretmek sanattır. Satın alınmadan tadıma, harmanlamadan kavurmaya, öğütmeden paketlemeye her aşama ayrı bir ustalık, bilgi,tecrübe,birikim ve incelik ister.
Her kahve türleri ayrı şekilde öğütülür. En inceden kalına doğru; Türk kahvesi, Espresso, filtre kahve .....
Türk kahvesi diğer kahvelere göre çok daha zor bir öğütme aşamasından geçer. Çünkü çok ince olması gereken kahvenin, oldukça hassas ayarlarla ve ustalıkla takip edilmesi gerekir. Bu yüzden de sadece özel değirmenlerde öğütülebilir.

Kahvenin Anatomisi

Vatanı Afrika olan ; Fakat Asya ve Amerika'nın tropik bölgelerinde yetiştirilen, 20 kadar ÇEşiti olan bir ağaçtır. En çok bilinenleri, Coffea Arabica ve Coffea Conephora, dır.
Yaprakları Sivri uçlu, kenarları dalgalıdır. Meyvesinin içinde iki tane ince çekirdek bulunur. Her çekideğin içinde; aynı şekilde tohum, tohumların içinde ise kafein alkoloitleri vardır.
Kahve ağacı; bol yağış alan, nemli ortamı sever. Fidanın meyve üretmeye başlaması için 3-5 yıl gerekir. Beyaz çiçeği yeşil meyve verir. Meyvesi yılda birkaç kez olgunlaşır.
Eğer kahve çekirdeği daha sonra tohum olarak kullanılacaksa çekirdek kabuktan ayrılmaz. Çekirdeklerin dış kabuk ve meyvesinden incinmeden ayrılması gerekir.
olgunlaşınca; kırmızı ve mor renge, toplanıp kurutulmasıyla; yeşil renge, kavrulması ile kahverengiye dönüşür. Kavrulması sırasında kahvenin kendineözgü kokusu açığa çıkar.

Kahvenin Tarihçesi Ve Özellikleri

Bir efsaneye göre, o meşhur kahve çekirdeği, 3. Yüzyılın keşişlerinden olan ve Etiyopya'da yaşayan çoban Khaldi tarafından keşfedilmiştir. Khaldi, keçilerinin parlak, koyu yapraklı bir ağaçtaki kırmızı meyveleri yerken çılgınca dan ettşklerini görmüş ve kendisi de bunun üzerine o meyvelerden yemişti. Enerji verici etkisini gözlemledikten sonra bu keşfini çevredekilerle paylaşmış ve çok kısa sürede meyvenin ünü herkese yayılmıştır.
Arap keşişleri, kahve meyvesini kavurmuş ve bir sıvı içinde kaynatarak içmeyi denemişlerdir. Khve kısa sürede dini seromonilerde içilen bir içecek haline gelmiş olup gece boyunca dua eden kişilerin uyanık kabilmeleri için vazgeçilmez olmuştur.
Kahve adının nereden geldiği konusunda kesin bir bilgi yoktur. bir grup, Arapça hahva(gahwah) sözçüğünden ileri geldiğini değer grup ise, kahvenin anayurdunun Etiopya'daki Kaffa ili olduğu ve adının da buradan geldiğini öne sürmektedirler.Gahwah sözcüğünün anlamı kuvvet, kudret, enerjidir.

KAHVE

Kahve bitkisi, yasemin gibi kokan beyaz renkli çiçeği, kiraza benzeyen kırmızı meyvesi ile 10.Yüzyılda Habeşistan (Etiopya) da keşfedildi.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde, kahve İstanbul'a getirildi. Kısa zamanda, çok beğenilerek saray mutfağında yerini aldı. Saraydan konuklara aedından evlere giren kahve, İstanbul halkının kısa sürede tutkunu olduğu bir lezzet haline geldi.
Satın alınan çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrularap, dibeklerde dövüldükten sonra cezvelerde pişiriliyordu.
İlk kahvehaneler 1554'te Taht-ul-kale' de açıldı . Kaleiçi anlamına gelen bu bölge bugün Tahtakale olarak bilinmektedir. Buradaki Tahmis Sokak da adını kurukahve anlamına gelen "tahmis"ten almıştır.
Khve ve kavehaneler zaman içinde sosyal yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Böylece dünyada hiçbir içeceğin sahip olamadığı ölçüde bir kültür de doğmuştur.
Üstelik sadece İstanbul' da değil, dünyanın her yerinde kahvehaneler entellektüellerin buluşma yeri, kahve ise sanatçıların en sevdiği ortak içecek oldu. Alexandre Dumas, André Gide, Moliére, Victor Hugo, Honoré de Balzac, Voltaire, Ludwing van Beethoven, Immanuel Kant gibi sanatçı ve düşünürler için kahve bir yaşam biçimi haline geldi.